Modarazzi | Yaşama Dair Her Şey |

Haftanın Konuğu Ekranların Sevilen Yüzü İnci Ertuğrul

Haftanın Konuğu Ekranların Sevilen Yüzü İnci Ertuğrul

TRT’de spikerlik sınavı ile medya sektörüne giren İnci Ertuğrul bugünkü başarısına ulaşma yolculuğunu Modarazzi.com.tr okuyucularıyla paylaştı. Samimi, içten, güler yüzlü ve sempatik kişiliği, mükemmel diksiyonu ve konuşmasıyla bizleri kendine hayran bıraktı. İşte Haftanın Konuğu ekranların sevilen yüzü İnci Ertuğrul ile olan röportajımızın detayları;

Medya sektörüne girmeden öncesiyle başlayabilir miyiz? İnci Ertuğrul kimdir?

Trabzon Akçaabatlıyım. İlkokul öğretmeni bir baba ve terzi bir annenin 3 çocuğunun en büyüğüyüm. İlk ve orta eğitimimi Akçaabat’ta tamamladım. Karadeniz Teknik Üniversitesi İİBF İşletme Bölümü mezunuyum. 27 yıldır medya sektöründeyim. Aynı zamanda İstanbul Aydın üniversitesinde Öğretim Görevlisiyim. 22 yıllık evliyim. Ama hepsinin öncesinde Sahra’nın annesiyim.

Çocukluk, aile ve okul yılları yaşanırken İnci Ertuğrul’un gelecekteki hayalleri içinde medya sektörü var mıydı?

Hayal dünyası zengin bir çocuktum. Yüksek atlamacı olma hayalim de vardı yazarlık da. Avukat olmayı da istemiştim asker de.. Kitaplar ve radyo benim yaşadığım yerde dünyaya açılan penceremdi ve o pencereden gördüğüm dünyaların hepsinin içine girmeyi hayal ettim her çocuk gibi dönem dönem. Bütün bu süreçte ‘dinlediğim programlar nasıl hazırlanıyor, kimler yazıyor, sunan kişiler kim?’ soruları hep kafamdaydı ve ben de o mikrofonun önünde kendi programımı sunmayı hayal etmiştim bir dönem.

İnci Ertuğrul Kaybolan Çiçekler

İnci Ertuğrul Kaybolan Çiçekler

Ne kadar zamandır bu meslektesiniz? Bu başarılı yükselişi yaşarken bu yolculukta hangi görevleri yaptınız?

27. yılımdayım.. İnanması zor benim için de. TRT’deki eğitimimin ardından Türkiye’nin ilk özel radyosunda çalıştım. TRT GAP benim kamera önüne geçtiğim ilk televizyon oldu. Sonra TGRT dönemi başladı İstanbul’a taşındım böylece. Sabah kuşak programı ’Hayırlı Günler’ benim canlı gündüz kuşaklarına ilk başladığım program oldu. Ve sonrasında bu 27 yılın neredeyse tamamı canlı yayınlarla geçti. ‘Gençlerle’ adlı tartışma programını sundum. 9 yıl Haber spikerliği yaptım. Radyoda programlar hazırlayıp sundum. Pek çok özel gün için hazırlanan programın sunuculuğunu yaptım. ‘İnci Ertuğrul Sizin Sesiniz’le tekrar gündüz kuşağına döndüm. Bu program TGRT-FLASH TV ve STAR TV’de yayınlandı. Türkiye Gazetesinde ‘İnci Ertuğrul ve Renkler’ adlı sayfamda yaklaşık 4 yıl röportaj yapıp yazılar yazdım. CİNE 5’de İnci Ertuğrul ile Rengarenk’ adlı programın ardında TRT HABER’de ‘İnci Ertuğrul ile Haber Tadında’ adlı haftasonu programını 4.5 yıl boyunca sundum. Ve en son FOX Tv’de Kaybolan Çiçekler ile tekrar gündüz kuşağında seyirci karşısına çıktım. Bu arada pek çok etkinlik ve organizasyonda sunuculuk moderatörlük yaptım. Sunuculuğun yanında pek çok kurum ve kuruluşta ‘Etkili ve Güzel Konuşma’ eğitimleri verdim ve buna devam ediyorum.

Uzun yıllar yaptığınız mesleğinizde mutlaka özveri ve zorluklarla fazlasıyla karşılaştınız. Mesleğiniz yanında bir eş ve anne olarak eviniz ve işiniz arasında kurduğunuz başarılı dengeyi nasıl sağladınız?

Artık söyleyebilirim ki çok fedakarlık yapmışım. Çoğunlukla kendi zamanımdan ve yapmak istediğim diğer uğraşlardan fedakarlık ederek bu dengeyi sağlamaya çalıştım. Çünkü evimle ilgili ihtiyaçları kendim sağlamaya, düzenimi kendim oluşturmaya çalışırım hep. Tabii ki bu konuda , özellikle kızım büyürken kendi ailem ve eşimin ailesinin desteği çok büyük. Geri dönüp baktığımda pişmanlığım yok ama epey bir yorgunluğum var. Elbette ailem önceliğim ama işime duyduğum saygı ve sevgiyle bugüne kadar geldim.

Birçok görevde bulundunuz. Peki sizi en fazla etkileyen ve iyi ki yapmışım dediğiniz işiniz hangisi oldu?

Yaptığım her iş için bunu söyleyebilirim. Hepsi bana çok şey kattı, öğretti. Ama gerçek insan  hikayelerini ele aldığımız gündüz programlarında pek çok sorunu çözüp kayıpları ailelerine kavuşturmanın hazzı bambaşka. Özellikle son programı ‘Kaybolan Çiçekler’i bu anlamda başa koyabilirim. Çünkü programın merkezinde en değerli varlıklarımız çocuklar vardı. Pek çok çocuğu bulup ailesine kavuşturduk ve çocuklarla ilgili ‘küçük yaşta evlilikler, şiddet, istismar’ gibi başlıklarda kamuoyu oluşmasını sağladık, pek çok olayın çözüme kavuşmasına katkı sağladık. Bu da  psikolojik olarak çok yıpratıcı olsa da sonuçları düşünüldüğünde ‘iyi ki de bu işin bir parçasıyım’ dedirten önemli bir durum.

İnci Ertuğrul Biyografisi

İnci Ertuğrul Biyografisi

Televizyon dünyasında uzun yıllar görev yapmak ve çok iyi bir kariyer yakalamak… Özellikle günümüzde rekabetlerin yüksek olduğu ve reyting kaygıları birçok zorlukları da beraberinde getiriyor.. Başarınızın formülü ne?

Bir formül tanımlayabilir miyim bilmiyorum. Ama birkaç başlık söyleyebilirim. İşimi seviyorum. Çünkü insanları seviyorum, farklı insanlar tanıdıkça zenginleştiğime inanıyorum ve mesleğim de bana bunu sağlıyor. En başından beri de kendi gerçeğim neyse hep o şekilde seyircinin karşısındayım. Ne dönen şartlara, ne de çalıştığım kuruma göre bende bir şey değişmedi. Başladığım gündeki değerlerimle, inandığım şeylerle işimi doğru yapmaya çalıştım. İşimi iyi yapmak istedim ama anlık hırslarım olmadı hiç. Kamera önünde olmak insanın tanınmasını sağlıyor, ama ben bu işi tanınmak meşhur olmak için de yapmadım hiç. Hayatım aynı sadelikte devam etti her zaman. Yani o gözü kara, bazen şartları da kara rekabetin içinde olmadım hiçbir zaman.

Haber spikerliğin deki başarılı performansınız yanında hayatın içinden sosyal içerikli ve herkesi televizyon başına kitleyen programlar da yaptınız. Her ikisinde de oldukça başarılısınız. Hangisi sizi daha fazla etkiliyor?

Hikaye anlatmayı ve hikaye dinlemeyi seviyorum. Her konukla başka bir dünyaya kapı açıyorum. Haber Spikerliği zor ve büyük sorumluluk isteyen bir iş elbette. Ama en son yaptığım programlar gibi yapımların sorumluluğu, ağırlığı çok daha fazla. Ve en zoru sunumların. Ben hikayesini anlattığım insanları canlı canlı yanımda karşımda görmeyi, gözlerinin içine bakmayı, onlara dokunmayı, anlatırken seslerindeki tınıyı bire bir duymayı çok seviyor ve önemsiyorum. Haber daha soğuk, donuk geliyor bu anlamda. Sadece aralardaki kısa aktarıcı olarak kalıyorsunuz. Ama programda yakaladığınız bir ifade üstüne kendi sorularınızla konuğu açıyorsunuz, size duyduğu güvenle inançla da anlatmaya devam ediyor. Bu hiçbir şeyle kıyaslanamaz.

Mesleğe yeni adım atan genç iletişimcilere tavsiyeleriniz var mı?

Her zaman söylüyorum gerçekten bu işi yapmak isteyip istemediklerini iyi düşünsünler. Bu bir hobi ya da eğlence değil. Çok zor ve ciddi bir iş. Pek çok kişiye cazip gelen bir alan medya. Sosyal medyanın kullanım biçimine bakarsak sadece gençler değil her yaştan insanın içinde bu sektöre özlem duyanların ne kadar fazla olduğunu anlayabiliriz. Kendilerinden eminlerse istekleri konusunda bol bol okuyup, gözlem yapsınlar, farklı ortamlarda, farklı kişilerle tanışsınlar. İletişim becerilerini geliştirsinler. Hayal güçlerini köreltmeden yaşamaya ve kendi doğallıklarından uzaklaşmaya çalışsınlar. Yaşadığı toplumun gerçeğini bilmeyen insanlar bu sektörde doğru işler yapamaz, uzun süre barınamaz.

Son olarak Modarazzi.com.tr okuyucularına ve sevenlerinize neler söylemek istersiniz?

Buraya kadar okumuşlarsa hepsine teşekkür ediyorum bir kere. Benim mesleğimde bilmediğiniz pek çok kişiyle farklı bağlar kuruyorsunuz. Sevenler de oluyor, sevmeyenler de. Sizin sayenizde ekranın karşısındaki seyircilerimizden bir kısmına ulaşma fırsatı buldum. Size de çok teşekkür ediyorum. Ve yıllardır ekran karşısında olan bütün sevgili seyircilerimiz için her şeyin en güzelini diliyorum. Sevgi ve saygılarımı iletiyorum hepsine..

Sonraki Yazımız »»»
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ